KAYGI BOZUKLUĞU

Kaygı Bozukluğu; mutluluk, sevinç, üzüntü gibi duygularımızdan bir tanesidir. Kişinin, hayatını tehdit eden tehlikelerden, risklerden kendini koruması ve hayatını devam ettirebilmesi için belli düzeyde kaygıya ihtiyacı vardır. Bu anlamda kaygı insanlarda görülen faydalı ve doğal bir mekanizmadır. Gündelik yaşamda baş etmekte zorlandığımız durumlar kaygıya neden olabilmektedir. Örneğin yetiştirilmesi gereken bir çalışmayı zamanında yetiştirememe, sunum yapma, sınavlara girme gibi bazı olaylar kişide kaygı yaratabilmektedir. Böyle durumlarda kaygı hissetmek tıpkı diğer duyguları hissetmek gibi doğaldır. 

Kaygının bir bozukluk tanısı alabilmesi içinse kişinin sürekli ve şiddetli olarak kaygı yaşaması, bundan dolayı günlük yaşamdaki işlevselliğinin olumsuz etkilenmesi ve birtakım belirtilerin ortaya çıkıyor olması gerekir. Kaygı bozukluğu tanısı almış bireyler yoğun bir kaygı yaşadıkları için yapması gereken rutin işleri yapamayabilir ve dikkatini toparlayamayabilirler. Aynı zamanda bedensel belirtilerin şiddetli olması, olumsuz bilişsel düşünceler ve olumsuz duygulara sahip olunması, kişinin sosyal becerilerini kullanmasını kısıtlayabilir ve sosyal ortamlara girmesini engelleyebilir.

Kaygı Bozukluğu Türleri

  • Yaygın Kaygı Bozukluğu

Yaygın kaygı bozukluğu, kişinin her gün birçok olay ve durum hakkında aşırı kaygı duyması ve bunları kontrol edememesi ile karakterizedir. 

  • Sosyal Kaygı Bozukluğu

Sosyal kaygı, bireyin kişiler arası ilişkilerinin niteliği ve kendilerinin bu ilişkileri nasıl değerlendirdiğiyle ilgilidir. Kişi, başkalarının kendisini olumsuz değerlendirdiğini düşünerek kendisini değersiz ve yetersiz görebilir. Bununla beraber kişinin rezil olma, etrafındaki herkesin ona bakması gibi korkuları vardır. Topluluk önünde bulunma, sahnede gösteri yapma, bir toplantıda hazırlıksız konuşma yapma, tanımadığı kişilerle konuşma başlatma, küçük grup aktivitelerine katılma ya da partilere gitme gibi durumlarda zorluk yaşarlar.

  • Panik Bozukluk

Beklenmeyen bir anda aniden gelen ölüm korkusu, kontrolü kaybetme korkusu, beyin kanaması veya felç geçirebileceği ile ilgili düşüncelerin olduğu bir kaygı bozukluğudur. 

  • Obsesif- Kompulsif Bozukluk (Takıntı – Zorlantı Bozukluğu)

Obsesif Kompulsif Bozukluk tekrarlayıcı, kontrol edilemeyen ve kaygıya sebep olan düşünceler ve bu kaygıyı ortadan kaldırmak adına yapılan davranışsal ya da zihinsel ritüellerle karakterizedir. Bozukluğa sahip kişilerin çoğunda hem obsesyon hem kompulsiyon birlikte bulunur ancak bir kısmında bunlardan herhangi biri tek başına bulunabilir. Yani hastalar sadece obsesif düşüncelerden veya sadece kompulsiyonlardan yakınabilirler (DSM- IV, 2004)

Kaygı Bozukluğunun Nedeni 

Kaygı bozukluğunu tek bir nedene bağlamak doğru değildir. Bu bozukluğun birden fazla açıklanabilir nedenleri olabilmektedir. Örneğin çocukluk çağı yaşantıları, travma geçmişi veya beyin kimyası bunlardan bazılarıdır. 

Kaygı Bozukluğunu Belirtileri Nelerdir?

Kaygı bozukluğuna sahip bireylerde en sık görülen belirtiler aşağıda sıralanmıştır. Sıralanan bu belirtiler kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte aniden ve gittikçe yoğunlaşan bir tarzda başlayabilir. 

Bedensel/FizyolojikBilişselDuygusal

-Çarpıntı
-Nefes alamama
-Boğulma hissi
-Terleme
-Titreme
-Göz bebeklerinin büyümesi
-Baş dönmesi vb.

-Hatırlamada güçlük
-Dağınık dikkat
-Konuşurken duraklama
-Düşünceyi denetim altına alamama vb.

-Gerginlik
-Tedirginlik
-Çaresizlik
-Dehşet duygusu
-Korku
-Alarm hali
-Sinirlilik
-Endişe vb.

Kaygı Bozukluğu İle Baş Etmek İçin Öneriler

Kaygı bozukluğu yaşayan bireylerde görülen ortak duygu yoğun bir gerilim, endişe ve kaygı hissidir. Böyle hissettiğimiz zamanlarda genellikle bu duygulardan kaçma eğilimi gösteririz. Fakat kaygılı hissedildiğinde bununla baş edebilmenin en önemli adımı, yaşanılan kaygı ve kaygının yarattığı belirtiler ile yüzleşmek ve bunları kabul etmektir. Unutulmamalıdır ki hissedilen kaygı da belirtiler de geçicidir. Bir şeyin geçici olduğunu bilmekse kabullenmeyi kolaylaştırır. Bu yüzden, kaygılı hissedilen zamanlarda bundan kaçmak yerine onun geçici olduğunu bilip kabul etmek ve yaşamaya izin vermek önemlidir. 

Bazen kişilerin kaygılandığı durumlar tamamen kendi değerlendirmelerinin, algılamalarının bir sonucu olabilmektedir. Örneğin yapılacak bir sunum öncesinde kişi “kesin bir aksilik olacak, rezil olacağım ve dinleyiciler beni eleştirecek” gibi düşüncelere sahip olabilir. Görüldüğü üzere bu, kişinin yarattığı düşünce ve algılamalardır. Bunun gibi algılamalardan kaynaklanan kaygılar ile bazı teknikler aracılığıyla baş edilebilir. Örneğin olumsuz düşüncelerinize “bunu yapabilirim, terslik olacak herhangi bir durum yok” gibi alternatif düşünceler yaratarak kontrolün sizde oluğunu hissedebilir ve kendinizi rahatlatabilirsiniz.

Kaygılanılan zamanlarda nefes ve gevşeme egzersizlerini kullanmak da kaygı ile baş etmenizde yardımcı olabilecek bir diğer durumdur. Doğru nefes alma teknikleri veya kasların kasılıp gevşemesi için bazı tekniklerin öğrenilmesi ve bunların kaygılanılan durumlarda uygulanması faydalı olacaktır. 

Kaygı bozukluğunuz ile tek başınıza baş edemediğiniz takdirde mutlaka bir uzman veya hekimden destek almanızı öneririz. Özellikle EMDR terapisinin bu konuda oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz.