Kişiler arası ilişkilerimizde ‘evet’ ve ‘hayır’ sözcükleri bazen göründüğünden çok daha derin anlamlar ifade eder. Genellikle ‘evet’ demek uyumluluk, açıklık ve pozitiflik çerçevesinde değerlendirilirken; ‘hayır’ demek aykırı olmak, tartışmacı bir tutum sergilemek veya iletişime kapalılık gibi olumsuz çağrışımlarla ele alınır.
Oysa bu iki sözcük de sabit değil, bağlama göre değişen değerlere sahiptir. Ancak bunların dengeli kullanımıyla sağlıklı bir iletişim kurulabilir. “Hayır” diyebilmek; diğerlerinden ayrışan isteklerimiz, prensiplerimiz, değerlerimiz ve amaçlarımız doğrultusunda, ilişkilerimizde gerekli olan kişisel sınırları çizmemize yardımcı olan en önemli araçtır.
Hayır Diyememenin Başlıca Nedenleri
Arzu edilenin aksine ‘hayır’ diyebilmek pek çoğumuz için kolay değildir. Bunun çocukluktan itibaren gelişen bir sürecin parçası olduğunu düşünürsek, ‘hayır’ın neden yalnızca basit bir kelimeden ibaret olmadığını daha iyi kavrayabiliriz.
Çocukken fiziksel bakımımızın ve ihtiyacını duyduğumuz sevginin devam etmesi için ebeveynlerimizi veya büyüklerimizi memnun etmek isteriz. Dolayısıyla bu ilginin sürmesi adına onların kurallarıyla uyumlu bir şekilde yaşamayı kabul ederiz. Ancak bazılarımız için bu ihtiyaç, yetişkinlikte sevgiyi kaybetmeye dönük bir kaygıya dönüşebilir.
Yetişkinlik döneminde çocukluk yaşantılarımızı güncel ilişkilerimize yansıtarak, kendi isteklerimizden taviz vermek pahasına karşı tarafı hoşnut kılmaya çabalayabiliriz. Reddedilme veya karşı tarafı incitme endişesiyle kendi duygu ve düşüncelerimizi görmezden gelebiliriz.
Benzer kaygılar, aidiyet ihtiyacı hissettiğimiz sosyal gruplarda da kendini gösterir. Gruptaki diğer insanlarla aynı kimliği paylaşma ve yakın ilişki kurma isteği, uyumu bozacağı düşünülen bir ‘hayır’ın önüne set çekebilir.
Kaçınılan Tartışmalar ve Büyüyen Sorunlar
Hem kamusal hayatta hem de yakın ilişkilerde ‘evet’i kullanmak bize basit bir çözüm (kısa yol) gibi görünebilir. Böylelikle ilişkilerimizde tartışmalardan uzak durduğumuzu, eleştirilen ya da hoş görülmeyen taraf olmaktan kurtulacağımızı düşünebiliriz. Fakat zannedilenin aksine bu tutum, küçük şeylerin bile birikerek yüzleşilmeyi bekleyen büyük sorunlara dönüşmesine neden olabilir.
Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Etkisi
“Hayır” diyebilme becerisinin, çevresel ve kültürel faktörlerle de yakın ilişkisi vardır. Toplumsal cinsiyet rolleri, kendimizi ifade etmemizi engelleyen faktörlerden biri olabilir.
Örneğin; küçük yaşlardan itibaren diğerlerinin ne düşündüğüyle ilgilenmesi ve onları hoşnut etmesi tavsiye edilen kız çocukları, yetişkin hayatlarında da ‘hayır’ demekten çekinebilirler. Benzer şekilde, evin geçimini sağlaması veya her sorunu çözmesi gerektiği vurgulanan erkek çocukları da yetişkinlikte aşırı sorumluluk alıp, kapasitelerini aşan durumlara ‘hayır’ demekte zorlanabilirler.
Hayır Diyebilmek İçin 5 Etkili Çözüm Önerisi
Sınır koymak ve hayır diyebilmek öğrenilebilir bir beceridir. İşte bu süreci kolaylaştıracak bazı adımlar:
Olumsuz Algıyı Değiştirin: İlk olarak, ‘hayır’ demenin her zaman olumsuz anlamlar taşımadığını fark etmek önemlidir. Bu davranışı kötü bir tutum olarak algılamak yerine, tıpkı ‘evet’ gibi zaman zaman gerekli bir iletişim aracı olduğuna odaklanabiliriz. ‘Hayır’ demek bizi kötü bir insan yapmaz; sadece iletişimi netleştirir. Bu pratiğe günlük, basit ve önemsiz görünen olaylarla başlamak (örneğin sevmediğiniz bir yemeği reddetmek gibi) teşvik edici olabilir.
Felaket Senaryolarından Uzaklaşın: Geliştirdiğimiz çoğu irrasyonel düşüncede olduğu gibi, ‘hayır’ demenin de gerçekte olandan çok daha kötü sonuçlar doğuracağını düşünebiliriz. Örneğin; romantik bir ilişkide partnerinin her isteğine olumlu yanıt vermezse ilişkinin biteceğini düşünen biri, genelleme yaparak bir daha asla sevilmeyeceğine inanabilir. Oysa o olaya özgü olarak “En kötü ne olabilir?” diye düşünmek ve bunu tolere edip edemeyeceğimizi tartmak gerekir. Göreceksiniz ki, hayır demek dünyanın sonu değildir.
Cevap Vermeden Önce “Es” Verin: ‘Evet’ demek bir alışkanlık haline geldiğinde, üzerine düşünmeden otomatik olarak ağzımızdan çıkabilir. Bu ezberi bozmak için, bir talep geldiğinde durup derin bir nefes alın. Gerçekten ne istediğinizi bulmak için kendinize zaman tanıyın. Karşı taraf cevap için biraz bekleyebilir. “Bunu düşünüp sana döneceğim” demek, hem kendinize hem de karşınızdakine duyduğunuz saygının bir göstergesidir.
Alternatif İfade Biçimleri Geliştirin: ‘Hayır’ demenin üzerimizdeki ağırlığını hafifletmek için onu tek bir kelimeye indirgemekten kaçınabiliriz. Aynı netliği taşıyan ama daha yumuşak cümleler kurabilirsiniz. Örneğin: “Güzel bir öneri ama ben şu an … yapmayı tercih ederim” ya da “Seni anlıyorum, normalde ben de eşlik ederdim ama şu an … ile ilgilenmem gerekiyor” gibi cümlelerle, karşınızdakini kırmadan da reddedebilirsiniz.
Kendinize Zaman Tanıyın: Bu bir süreçtir. Pratik yaparken ‘hayır’ demek için tek şansınızın olmadığını, bir kez istemeden ‘evet’ dediğinizde tüm sınırlarınızın yıkılmadığını unutmayın. Kendinize yüklenmek yerine, yeni bir alışkanlık kazanmakta olduğunuzu hatırlatın. Hayatın doğal akışı içerisinde önünüze çıkan fırsatlara, kendi istekleriniz ve değerleriniz çerçevesinde yanıt vermeye odaklanın.

