ERGENLİKTE ANNE BABA TUTUMU

Anne-baba tutumu, anne ve babanın çocuklarıyla kurduğu iletişim sırasında onlara yönelttikleri tutum ve davranışlarının bütünüdür. Çocukların sağlıklı bir gelişim gösterebilmesi için anne-baba tutumunu belirleyen iki temel konu vardır. İlki anne-babanın çocuğa gösterdiği destek, sevgi, ilgi, kabul ve yakınlık, diğeri ise anne babanın çocuğu için çizdiği sınırlardır. Anne ve baba çocuklarına karşı sergiledikleri davranış şekilleri, olaylar karşısında sergiledikleri tutumlar, anne-baba ile çocuk arasındaki ilişkinin yönünü ve şeklini belirler. Anne babanın olumlu ve destekleyici tutumları özellikle ergenlik dönemine girmiş olan ortaokul öğrencilerinde çocuğun gelişimine katkı sağlarken olumsuz ve kısıtlayıcı tutumları bazı problemlerin ortaya çıkmasına neden olabilir.

Benlik Kavramı ve Ailenin Rolü
Bir insanın, kendisini ve çevresini algılayış biçimi olan benlik kavramı, onun genel tutum ve davranışlarını büyük ölçüde etkilemektedir. Çünkü insan, çevresini ve kendini algıladığı biçimde tepkide ve davranışta bulunur. Genellikle insan nasıl düşünüyorsa öyle davranır. Her insan çevresini kendi görüş açısına göre değerlendirir ve algılar. Bu nedenle benlik kavramı, kişinin davranışlarının temeli ve belirleyicisidir. Benlik kavramı, ortaokul döneminde iyice belirginleşir, kişinin hayatı boyunca gelişmeye devam eder ve gittikçe artan bir netlik kazanır. Çocuk önce yakın çevresindekilerle, yani anne ve babasıyla, sonra geniş insan grupları ile etkileşime girerek kendisine karşı gösterilen tutum ve davranışları kendi kişiliğinde içselleştirip özümser. Benlik; çocuğun anne-babası, öğretmeni ve arkadaşlarının etkileri sonucunda meydana gelmiş bir sosyal ve psikolojik değerler sistemi olarak tanımlanır. Çocuk, kendisi ile ilgili olarak zihninde tasarladığı benlik kavramını, öncelikle anne-baba, kardeş ve arkadaşlarından öğrenir. Bu öğrenme süreci, bebeklikten itibaren başlar ve çocuk ilk benliğini aile ortamında geliştirir. Ailede, çocuk için model olan ilk kişiler anne-babadır. Çocuk kendisini anne-baba, öğretmen ve arkadaş gibi kişilerin kendi üzerinde bıraktığı etkilere göre değerlendirir. Sosyal çevresinde bulunan bu kişilerin kendisine ait yakıştırmalarını kişiliğine katar ve zamanla kendisini onların gördüğü gibi görmeye, algılamaya başlar. Çocuk çevresindeki kişiler, örneğin anne-baba, kardeş, arkadaş ve öğretmenleri tarafından kendisine karşı olumlu sıfatlar yükleniyorsa olumlu bir benlik kavramı, olumsuz sıfatlar yükleniyorsa olumsuz bir benlik kavramı geliştirir. Olumsuz bir benlik kavramı geliştiren çocukta, kendisine karşı güvensizlik duygusu gelişir. Kendine karşı benlik saygısı azalır. Çocuk kendisini olumsuz değerlendirerek kendinden memnun olmaz.

Çocuğun kendisine karşı olumlu bir benlik kavramı geliştirmesi ve benlik saygısının yüksek olması için çocuğun içinde bulunduğu ailede kişiler arasındaki ilişkilerin güven verici, saygı, sevgi, hoşgörü ve esnek bir yaklaşım içinde olması gerekir. Çocuk, anne-babasıyla olumlu ilişkiler kurabilmişse yeteneklerini tanır, geliştirir ve kendisi hakkında olumlu kanaatlere ulaşabilir. Bu ilişki olumsuz olursa çocuk sürekli engelleneceği için yeterli bir benlik gelişimine sahip olamayacağını düşünülebilir. Ailede anne-babanın aşırı baskı yapması ve otoriter bir tutum içinde olmaları, çocuğun benlik saygısını yani kendine değer verişini azaltır. Çünkü benlik saygısı, çocuğun fikirlerine değer verilen, sözleri dinlenen, anne-babasından destek gören bir ortamda gelişir. Çocuğu olduğu gibi kabul eden, onu destekleyip teşvik eden anne-baba çocuğun olumlu bir benlik kavramı ve benlik saygısı geliştirmesine yardımcı olabilir. Benlik kavramı üzerinde yapılan araştırmalarda, anne ve babasının tutumunu demokratik olarak algılayan öğrencilerin benlik kavramı düzeylerinin; anne-babasını aşırı koruyucu, otoriter ve ilgisiz algılayanlara göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Otoriter tutum ve özellikle çocuklara karşı ilgisiz tutum çocuğun olumsuz bir benlik kavramı geliştirmesine neden olmaktadır. Anne ve babaların çocuğu övüp ona güven, cesaret ve sevgi vereceğine; onu reddetmesi, sürekli eleştirmesi ve yermesi onun kendine saygı geliştirmesini engellemekte hatta aşağılık duygusu geliştirmesine neden olabilmektedir. Anne-baba tutumlarının, çocuğun benlik kavramı üzerinde etkileri olduğu gibi genel olarak kişiliği üzerinde de çeşitli etkileri olmaktadır.

Olumlu Anne-Baba Tutumunun Etkileri
Demokratik tutum ebeveynlerin sergileyebileceği en sağlıklı tutumdur. Bu tür ebeveyn yaklaşımında, anne-baba çocuklarını destekler ama bunun yanında sınırlarını da koymayı ihmal etmez. Ebeveyn ile çocuk arasında sözel iletişim kanalları açıktır. Çocuğuna, onun gelişimine has, özgün davranışlar göstereceğini bilir ve bu gelişim basamaklarını izler, onlara uygun davranır. Her çocuğun kendine has ve tek olduğunu kabul eder. Çocuğun aile içinde özgür bir şekilde gelişmesine, yeteneklerini en üst düzeyde açığa çıkarmasına ve kendini gerçekleştirmesine izin verir; bunun için çocuğa yardımlarda bulunur. Çocuğun barınma, beslenme ve korunma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamanın yanında ona sevgi gösterir. Bu sevgi, gerçekten karşılıksızdır. Sevgi, bir yaptırım aracı olarak kullanılmaz. Çocuğa aile içinde eşit haklar tanınmıştır. Fikirlerini açıkça ifade etmesi desteklenir ve bu konuda cesaretlendirilir. Eşitlikçi ve demokratik tutum gösteren ebeveyn, çocuklarına değer verdiklerini onlara hissettirirler. Çocuklarına bu şekilde davranan eşler, kendi aralarında da birbirlerine değer veren, birbirlerine saygı ve sevgi gösteren bir tutum içindedirler. Taraflar, çocuklarına karşı olan davranışlarında da ortak tutum içindedirler. Böyle bir ailede çocuklar, küçük yaştan başlayarak sorumluluk almaya hazır hale getirilirler. Onlara bir iş başarmanın zevki verilir. Başarısızlıkları cezalandırılmak yerine, başarıları ödüllendirilir. Böyle sağlıklı aile ortamında, çocuğa, kendi başına karar vermesi ve bu kararın sorumluluğunu üstlenmesi öğretilmiştir. Çocuğu olduğu gibi kabul eden, onu destekleyip yüreklendiren aile üyeleri, benlik saygısının tohumlarını eker. Çocuklar sosyal ve duygusal anlamda daha yeterli, diğer insanlarla iş birliği içerisinde, kendine güvenen, uyumlu, yaratıcı, bağımsız, sorumluluk sahibi, insanlara güvenebilen ve onları sevebilen bireyler olarak yetiştirilirler.

Olumsuz Anne-Baba Tutumunun Etkileri
Birçok olumsuz aile tutumu vardır. Bunlar; otoriter, ilgisiz, aşırı izin veren, tutarsız, aşırı koruyucu ve mükemmeliyetçi olarak altıya ayrılır. Otoriter tutumlu aileler; aşırı kontrollüdür, daha az sıcak ilişki kurarlar. Çocuğun gelişim düzeyini ve isteklerini dikkat almadan, ondan kendilerinin uygun gördüğü gibi davranmalarını ister. Çocuğa konulan kurallar katıdır ve itaate önem verilir, istenen davranışlar sergilenmediğinde çocuk cezalandırılır. Otoriter tutuma sahip ailelerin çocukları daha bağımlı ve daha zayıf ilişkilere sahip olabilirler. Bu tutuma sahip ailelerde yetişen çocuklar daha itaatkâr ve saldırgan olma eğilimindedir. Çocuklarda tedirginlik, stres, kararsızlık ve özgüven eksikliği görülebilir.
İlgisiz tutum sergileyen aileler, çocuğun isteklerine karşı herhangi bir sınırlama getirmezler ancak istek ve gereksinimlerine karşı kayıtsız davranırlar. Çocuğu önemsemezler ve onun ihtiyaçlarını görmezden gelirler. Bu çocuklar zamanla olumsuz davranışlar göstermeye, dikkat çekmeye başlar ve çevreye varlığını ispatlamaya çalışırlar. Bu tür ailelerin çocukları; saldırgan, iletişimi problemli, öz güveni düşük bireyler olabilirler.
Aşırı izin verici aileler, çocuğun isteklerini mantıklı olmasa bile yerine getirirler. Bu ailelerde anne babaların isteklerinden çok çocuğun istekleri ön plana çıkar. Çocuğa sınır konulmaz ve sınırsız özgür olduğu bir ortam yaratılır. Hatalı davranışlar fazla hoşgörü ile karşılanır. Ailede çocuk söz sahibi kişi konumundadır ve nadiren disiplin uygulanır. Bu ortamda büyüyen çocuklar ileride daha bağımlı bireyler haline gelirler, sorumluluk almaktan kaçınırlar. Sosyal gelişim ve öz denetim konusunda daha fazla sorun yaşarlar. Doğruyu yanlışı ayırt etmede zorlanabilirler.

Tutarsız ailelerde anne babaların davranışları, aşırı hoşgörü ile otoriter tutum arasında devamlı olarak değişir. Onaylanan davranışların neler olduğu çocuk için anlaşılması zor bir konudur. Anne-baba arasında da doğru ve yanlış olgular arasında tutarsızlıklar yaşanır. Tutarsız ailelerde yetişen çocuklar kararsız olur, insanlara güven duymazlar. Dengesiz, tutarsız, aşırı isyankâr veya boyun eğici bireyler olarak yetişebilirler.

Aşırı koruyucu aileler ileri derecede korumacı ve kontrollü olurlar. Çocuğun yapabileceği pek çok şey anne baba tarafından yapıldığı için böylece çocukların kendi deneyimleri yoluyla öğrenmeleri engellenir. Çocuklar kendini savunamayan, karar verme becerisi gelişmemiş, kendi işini yapamayan kişilere dönüşebilirler.

Son olarak mükemmeliyetçi tutum sergileyen anne-babalar, yaşantıları boyunca ulaşamadıkları hedeflere kendi çocuklarının potansiyelleri göz önünde bulundurulmaksızın ulaşmalarını beklerler. Bu tip ailelerin beklentileri yüksektir ve hata kabul etmezler. Çocuklar ağır beklentiler altında ezilerek sağlıklı bir kişilikten uzaklaşabilirler, başarıya yönelik çaba gösterirler ve istedikleri seviyeye ulaşamadıklarında hayal kırıklığı yaşar, beceriksiz hissederler, değersiz ve başarısız olduklarını düşünürler.

Öneriler
– Çocuklarımızın koşulsuz sevilmeye ve desteğe ihtiyaçları vardır. “Şu davranışı yaparsan seni severim, bunu yapmazsan sevmem.” gibi ifadeler çocuğu olumsuz etkileyecektir.
– Aynı zamanda çocuğun olumsuz davranışları yerine olumlu davranışları ön planı çıkarılmalıdır. Ona neleri iyi yaptığını söylemek kendisini başarılı ve değerli hissettirecektir, özgüvenini geliştirecektir. Çocuklarımızın birer birey olduklarını unutmamalıyız, onlara hak ettikleri saygıyı göstermeliyiz.
– Çocuklar duygu ve düşüncelerini çekinmeden ifade edebilmeli. Sizinle duygularını paylaşmaya teşvik etmek için onlara anlayışlı davranmalısınız. Örneğin, “Bu seni nasıl hissettirdi?” gibi sorular sorabilirsiniz.
– Çocuklarımıza onların yaş ve düzeyine uygun sorumluluklar, beklentiler yüklemeliyiz. Eğer kaldırabileceğinden fazla yükün altında kalırlarsa bu yoğun kaygı ve stres yaratacaktır. Ancak gereğinden az sorumluluk alması da bu onun yaşına uygun beceri ve yetenekleri geliştirememesine sebep olacaktır. Dengenin ebeveyn tarafından iyi kurulması gerekmektedir.